Türkiye’de felsefe, geri planda kalan derslerden biri. Ancak çocukların zekalarını kullanma becerisi kazanması, muhakeme yeteneği geliştirmesinin anahtarı, ondan geçiyor. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayhan Bıçak, “Modern bir toplum haline gelmek istiyorsak, felsefeye önem vermeliyiz” diyor. Prof. Dr. Bıçak, öğrencilere felsefeden önce Türkçe’nin iyi öğretilmesi gerektiğini vurguluyor.

Felsefe, Türkiye’de çok da üzerine konuşulmayan, hatta çoğunluk tarafından dikkate alınmayan derslerden biri. Oysa felsefe eğitimi, çocukların sorun çözme kabiliyeti kazanabilmesi için önemli. Zekalarını kullanma becerisi ve muhakeme yeteneği kazandırması da cabası. Ancak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr Ayhan Bıçak’a göre, okullarda felsefeden önce Türkçe’nin iyi öğretilmesi gerekiyor. Çünkü düşünce üretebilmek ancak iyi bir dil bilgisiyle mümkün. Okullardaki felsefe dersi müfredatlarının, felsefi düşünce yapısını oluşturmaya yönelik hazırlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Bıçak, şunları anlatıyor:

MODERNLEŞMEK İÇİN İHTİYACIMIZ VAR
Modern kültürü benimsemek açısından felsefe çok önemli. Eski topluluklarda felsefeye ihtiyaç duyulmuyordu. Çünkü her toplum kendi sorununu bilgiyle çözebiliyordu. Ama modern dünyanın başlaması sonucunda felsefe; siyaset, iktisat, hukuk ve bilime yansıdı. Bu nedenle modernleşmek, sorunlarını çözmek isteyen toplumların felsefeyi tanımaları gerekiyor. Dünyayı şu an bulunduğu noktaya getiren toplumların yaratıcılıklarının en önemli kaynağı, felsefe. Gelişmiş ülkelerle aramızdaki farkı kapatabilmek için ona ihtiyacımız var.

ZEKALARININ GELİŞMESİNİ SAĞLIYOR
Felsefe, çocuklara zekalarını kullanabilme becerisi kazandırırken, sorun çözme kabiliyetlerini, doğru biçimde muhakeme yapmalarını ve zihinsel faaliyetlerinin gelişmesini sağlar. Öğrencilerin, elementlerin birbiriyle ilişkisini inceleyebilmesi ve bu tür ilişkileri kolayca kavrayabilmesi için önemli. Felsefe derslerinde günlük hayatta kullanılan kavramların oyunlarla, yazılarla, tartışmalarla çocuklara öğretilmesi; onların kavramları çözümleme yeteneğini geliştirir. Sonuca ulaşmada önemli bir araç.

MÜFREDAT, FELSEFİ DÜŞÜNCE BİÇİMİNİ ANLATMALI
10’uncu sınıf felsefe müfredatı, felsefi düşünce üzerinde duruyor, bu açıdan güzel. Ama 11’inci sınıf müfredatı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. 11’inci sınıf öğrencisinin düşünce tarihi dışında, ayrıntılı bir felsefe tarihine neden ihtiyacı olsun? Filozofların düşüncelerinin tamamen öğretilmesine karşıyım. Onların görüşlerini tartıştırabiliriz. Örneğin, “Descartes bunu söyledi ama Kant şöyle bir eleştiri getirdi” diyebiliriz. Ama dersin sonunda konuyu 21’inci yüzyıla getirmek çok önemli. Anlatılan konu hakkında şimdi bizim ne düşündüğümüzü konuşmalı, tartışmalıyız.

DÜŞÜNCE ÜRETEBİLMEK İÇİN TÜRKÇE BİLGİSİ ŞART
Lisede felsefe dersi olmasa da olur diye düşünüyorum. Ama bunun sebebi işe yaramaması değil. Onun yerine, Türkçe çok iyi öğretilmeli. Türkçeyi ilkokuldan, liseye kadar öğrencilere iyi şekilde öğretirsek, üniversitede felsefi problemleri daha kolay kavrarlar. Bizim en büyük sorunlarımızdan biri Türkçe’yi okullarda yeteri kadar iyi öğretemiyor oluşumuz. Bunun boşluğunu matematik, fen bilimleri, felsefe gibi derslerle kapatamayız. Bir birey hangi dille konuşuyorsa, o dille düşünür. Dili kavrayamadığında, dili kullanması gereken her alanda başarısız olur. Düşünce üretebilmek için dilin iyi olması şart.

ÇOCUKLARIN SORUN ÇÖZME KABİLİYETİNİ GELİŞTİREBİLİRİZ
Öğrencilere yönelik farklı dersler de müfredata girebilir. Bunlar, düşünce ya da dil dersleri olabilir. Mesele çocukların sorun çözme kabiliyetini geliştirmek. Onların ileride göreceği konularda rahat edebilmesi için böyle dersler konulabilir. Bunun için de daha baştan dille ilgili sorunları belirlemeli ve çözmeliyiz.

İlkokuldaki bir çocuk iyi olmak ile mutlu olmak arasındaki farkı anlayabilir. Bunların farklılıklarını ve ortaklıklarını tespit edebilir. Son dönemde böyle çalışmalar Türkiye’de de yapılıyor ama bu konuda daha çok yol almamız gerekiyor.

KUŞKUYLA YA DA HAYRANLIKLA BAKILIYOR
Felsefe denildiğinde bir tarafta kuşkucu bir tavır, diğer tarafta altı boş bir hayranlık var. Okullarda iyi felsefe öğretmenleri varsa, öğrenci de meraklıysa üniversiteye çok farklı bir birikimle gelir. Liseyi yeni bitirip üniversitenin felsefe bölümüne gelen öğrenciler zorlanıyor. 20 yaşını geçen ve başka bir üniversitede birkaç yılını geçirenler daha başarılı oluyor.

Felsefe bölümünün bekleneni verebildiğini düşünmüyorum. Bunun birçok nedeni var. Ama tarihi, sosyolojiyi, fiziği de yeterince öğretemiyoruz. Bu üniversitelerde genel bir durum. Toplumsal ihtiyaçları karşılayabilecek kadrolar yetiştiremiyoruz.

BU BÖLÜME AZ ÖĞRENCİ GELMELİ
Felsefe mezunları işsiz kalabiliyor. İngilizlerin de aynı durumdan şikâyet ettiğini gördüğümde oldukça şaşırmıştım. İngiltere’de de felsefe mezunları işsiz kalıyor. Bunun önüne geçmek çok zor. Felsefe bölümüne az kişi gelmeli ve işsiz kalma riskini göze almalı. Türkiye’de benim bildiğim kadarıyla 60’tan fazla felsefe bölümü olan üniversite var. Daha az üniversiteyle felsefe alanında daha başarılı olabiliriz. Öğrencilere iş imkânı veremiyorsak, onları oyalamamalıyız. Ama bu bölümün mezunları entelektüel bireyler olarak, gazetecilik, yazarlık, siyaset gibi her alanda bulunuyor.

AKADEMİSYENLERİN DE FELSEFE ÖĞRENMEYE İHTİYACI VAR
En çok felsefe öğrenmeye ihtiyacı olan kesim, akademisyenler. Yüksek lisans ve doktora yapan öğrencinin birer yıl olmak üzere, toplamda iki sene ‘Felsefe Metadolojisi’ öğrenmesi zorunlu hale gelmeli.

Kaynak: Hürriyet

Paylaş.

Cevap Yaz